top of page

Erbakan Çerçevesinde Milli Görüş ve Adil Düzen

Güncelleme tarihi: 24 Eki 2022

Tek görüşün egemenliği yerine birden çok görüşün mevcudiyeti ve kıyaslanması, demokratik sistemlerin yapısında vardır. Fikir çeşidinin artması otoriteyi sarsar mı yoksa daha adil çözümler mi sunar bize? Hüküm süren bir görüşün zıt kutbuna sahip olan görüş, onu eleştirip sorgulayarak aslında onun gücünü zinde tutar. Bu yüzden güçlü iktidar için güçlü muhalefet de gerekir. Türkiye, Atatürk'ün lider olduğu dönemde çok partili hayata geçmeyi denemiş, isyanlar buna geçit vermemiştir. Çünkü henüz halk buna uygun değildir. İnkılap gerçekleştirmek istiyorsanız, bunu şok etkisi yaratacak şekilde hızlı değil, adaptasyon ve koordinasyonu sağlam olacak şekilde kademe kademe yapmalısınız. Bu yüzden ilk çok partili seçimin gerçekleşmesi 1946 yılını bulmuştur.


Fakat açılan partilerin nizamı ve eğilimi ne yöndedir? Prof. Dr. Necmettin Erbakan, çok partili hayata geçişte batı taklitçisi partilerin açıldığını söyleyerek tarihimizde yeri olmayan şeylere yer verildiğini, açılan partilerin Siyonist düzene hizmet ettiğini belirtir. Bu yüzden iç kaynaklara dönük ve diğer materyalist partilerden farklı olarak maneviyatçı bir yol izleyen milli görüş fikrini ortaya atar. Ağır sanayileşmeye ve İslam devletleri ile bütünleşmeye önem veren Erbakan, adil düzenin kurulmasının gerekliliğine vurgu yapar. Hedefinde doları evrensel para birimi yapmış, dünya teşkilatlarını avcunun içine almış, faiz vasıtasıyla halka ve insanlığa zulmeden Siyonist düzen vardır. 28 Şubat Postmodern Darbesi'nin de Siyonistlerce organize edildiğini ileri sürmektedir.


Milli Görüşe sahip ilk parti Milli Nizam Partisidir. Ardılı Milli Selamet Partisi olmakla birlikte, daha sonrasında açılan Refah Partisi, dönemine damga vurarak daha geniş kitlelere yayılmış, seçimlerde etkili sonuçlar kazanmıştır. Refah Partisi teşkilatında başı çeken Erbakan'dı ve son söz ona aitti. Bir alt kademede ise Erbakan'a hizmeti ibadet gibi gören Aksaçlılar vardı ve daha sonra partideki yenilik yanlısı oluşuma karşı gelip, Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibi isimleri küçümseyeceklerdi. Yenilikçiler daha çok liberalizme yakındır ve partiye yeni bir imaj kazandırma çabası içerisindedir. 14 Mayıs Kongresi'nde her ne kadar kaybetseler de %46 gibi önemli bir pay elde etmişlerdi.



ADİL DÜZEN KAVRAMI

Yeryüzünde gerçekleşen önemli olaylardan sonra (savaş, ihtilal, darbe) barış ve huzur ortamının temellendirilmesi için kimse çaba göstermemiştir. Aksine Soğuk Savaş'ın bitimi ile kendine yeni bir düşman arayan Nato'da eski İngiltere başbakanı Margaret Thatcher'ın düşmansız ideolojilerin yaşamayacağını belirterek İslam'ı hedef alması, çatışma ortamı yaratma çabasıdır. Adil düzen ise bu maddecilere inatla maneviyatçı bir tavır izlemektedir. Dolayısıyla Darwinizm'i reddeder. Barış, sevgi, şefkat, merhamet gibi kavramlar barındırır. Ayrım değil eşitlik olmalıdır. Erbakan, sahip olduğu bu fikirleri kurucusu olduğu D-8'in 6 yıldızına yerleştirmiştir. Bunlar;

1) Savaş değil, barış

2) Çatışma değil, diyalog

3) Çifte standart değil, adalet

4) Üstünlük değil, eşitlik

5) Sömürü değil, adil düzen

6) Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, hürriyet ve demokrasi şeklindedir.

Böylece Necmettin Erbakan'ın sahip olduğu adil görüş fikrinin uluslararası statüde yer bulduğunu söyleyebiliriz. Geniş çerçevede Afrika'da görülen zulüm, sömürü, dengesiz düzen, ortalama yaşam süresi, hastalık ölen insanlar, açlıktan kırılan insanlar gibi konular üzerinden Avrupa ülkelerine yüklenmiştir.


ADİL DÜZEN NE GETİRECEK

Dünya'da sömürücü iki kardeş sistem vardır. Bunlardan biri Komünizm biri de Kapitalizmdir. Komünizm Rusya'da çökmüş, Kapitalizm etkinliğini korumaktadır. Kapitalist düzenin insanlığı sömürdüğü, zengini daha zengin fakiri daha fakir yaptığı gerçeğinin insanlarca idrak edilemediği her saniye, Kapitalizm daha da güçlenmektedir. Peki Adil Düzen bize Kapitalim- Komünizm kardeşlerden ne gibi farklı şeyler sunmakta ve bizi nasıl bir yolla saadete kavuşturmak istemektedir?


Kapitalist düzenin 5 adet mikrobu vardır. İlki faizdir. Faizcilik, materyalist sistemlerde yer alır ve haksız kazançtır. Banka sizden aldığı 100 lira için bir ayda 2 lira veriyor diyelim. Fakat siz bankadan 100 lira kredi çekerken sizden faiz olarak 10 lira ister. Aradaki 8 liranın hiçbir üretim yapmadan kazanılması, fakire zorluk zengine kolaylık sağlanması yanlıştır. Para bankada dururken faiz vasıtasıyla kazanç getirmemeli, insanlar kredi çekerken aldığı parayı aynı şekilde faizsiz geri ödemelidir. Böylece fabrika yapan fabrikalar kurmak kolaylaşır, üretim artar ve refah seviyesi yükselir. Fakat Doğu Perinçek'in anlattığı gibi kar ve faiz kardeş değildir. Biri üretimle elde edilirken, diğeri karşılıksızdır. İkinci olarak haksız vergiler kaldırılmalıdır. Devlet, benim polisim askerim var diyerek yani otorite kullanarak insanlardan kafasına göre vergi toplamamalıdır. Üçüncüsü darphanelerde karşılıksız para basılmamalıdır. Devlet karşılığı olan üretime denk bir miktar para basmalı, fiyatların yükselmesine neden olmamalı, halkın cebine elini sokmamalıdır. Dördüncü olarak Kambiyo kaldırılmalı, keyfi emirlerle paranın değerinin düşürülüp artırılması önlenmelidir. Son olarak kredi dağıtımındaki haksızlıklar engellenmelidir.



İnsanların kendini ifade etme, hürriyet, din gibi konulardaki saklı alanına dokunulmamalıdır. Hakka, emeğe saygı duyulmalıdır. Solcu partilerin aksine Avrupa Birliği'ne girmek için çaba harcanmamalıdır. Zira bu, bizim medeniyetimizi küçük gösterme çabasına denktir. AB çabaları, Siyonist sistemin emellerine hizmettir. Siyonistlerin desteklediği Emperyalizmin Amentüsünün temel ilkeleri şunlardır;

1) Biz üstün ırkız, dünyaya hakim olacağız.

2) Diğer insanlar bize köle olsun diye yaratılmıştır.

3) Büyük İsrail'i kuracağız, bizim mesihimiz gelecek ve hakimiyetimizi perçinleyecek

4) Bütün insanlar bu neticede kölemiz olacak


HAK KAVRAMI

Milli görüşe göre hakkın 4 sebebi vardır. Bunlar insan olmaktan kaynaklanan insan hakları, emek, mukavele ve adalettir. Firavun telkini olan hak anlayışında da hakkın 4 sebebi vardır. Bunlar kuvvet, çoğunluk, imtiyaz ve menfaattir. İki görüş arasında saadetin hangisinde çatışmayı hangisinde bulacağımız çok açıktır. Otoriteyi kullanarak kendine hak çıkarmayı hedefleyen, ezen ezilen ayrımını savunan ve insanları hiyerarşik sistemde konumlandıran görüş yıkılmalıdır.


ADİL EKONOMİK DÜZEN

Düzen, ezen ezilen, fakir zengin, zümre halk ayrımını, yoksulluğu, sömürüyü, haksız kazancı ortadan kaldırmayı hedefler. Para mal değildir, yıpranma payı yoktur. Devlet vergisini, üretime katıldığı oranda alır, Günümüzde devletin katkısı olmadan vergi(ler) aldığını görmekteyiz. Adil düzende bu sistem nasıl işleyecekti?

Bir fabrika kurulacak olsun. Bu fabrika için yönetici kadro, tesis sahibi, işçi temsilcisi (işçiler) ve hammadde tedarikçisi gerekir. Bunların ortak masada buluşması yeterli midir? Yol, su, elektrik, lojistik gibi konularda gereken destek için devlete ihtiyaç duyar. Bu yüzden devlet, 5. ortak olarak masaya oturur. Girişim neticesinde kurulan fabrikada herkes beşte bir oranda kazanç elde eder. Böylece bu fabrika faizle para alınmadan kurulmuş olur, üretimin yaygınlaşması artar. Devlet de haksız vergi yerine direkt kazanç üzerinden hakkını alır. Motor fabrikası 500 motor ürettiyse 100 motoru kendine alır. Devlet haksız yere para almaz; vatandaş, işçi, patron gibi kesimler vergi yükü altında ezilmez. Fakat Erbakan'a göre toprağın tek sahibi devlettir. Çünkü asli sahibinin şehitler olduğunu savunur.


Bu düzen menfaat çatışması değil menfaat paralelliği taşıması itibariyle herkesin yararına olacaktır.

20 görüntüleme0 yorum

תגובות


bottom of page