top of page

Hans Kelsen ve Normlar Hiyerarşisi

Bu yazıya Hans Kelsen’i tanıyarak başlamak gerekir. Yahudi kökenli filozof, Saf Hukuk Kuramı ile ünlenmiştir. Konu edindiğimiz Normlar Hiyerarşisinin mimarı olarak karşımıza çıkmaktadır.


Adı üstünde hiyerarşik (eşit olmayan) bir yapı tasarısında bulunduğu için üçgen şeklini bu fikir için temel edinmiş ve sıralamayı değer yargısına istinaden yukarıdan aşağı azalacak bir biçimde oluşturmuştur. Böylece hiyerarşik sıradaki hukuk kurallarından hangisinin diğerinden daha üstün olduğunu, hangisinin daha bağlayıcı ve kapsamlı olduğu gibi bir çok sorunun cevabını karşılayan bu sistematik yapı için sıfırdan kendisinin oluşturduğunu söylemek yanlış olur.


Halihazırda bulunan bilgi birikimini kullanması çok doğal karşılanmalıdır. Örnek olarak İslam hukukunu verebiliriz. Kutsal kitabı temeline dayanan bu hiyerarşik yapı, Hans Kelsen öncesi zamanlarda hukuk kurallarının sıralamaya tabi olduğunu doğrular niteliktedir. Fakat bu eşitsizlik üzerine kurulu olan piramit, her üst-alt ilişkisinin birbiri ile uyumlu bir biçimde çalışması ile tamamlanmış olur.


Hukuk kuralları genelden özele inmez ve soyuttan somuta geçilemezse, hukuk normları karmaşa halinde olur bu sistemi zedeler. Normlar Hiyerarşisi, bize bu konuda yardımcı olarak normların üst norma uygun olduğu inancını ve hukuki meşruiyeti besler.


Erkler ayrılığına dayalı hükümet sistemlerinde erkler birleşiminden farklı olarak frenler ve dengeler mekanizmasına rastlarız. Bu mekanizma yasama yürütme ve yargının arasında eşitsizlik ve baskınlık oluşmaması için kurulur ve aynı zamanda norm denetimi ile iç uyumlu korunan bir hukuk düzeninin inşasını gerektirir.


Sistemin yapısına bakarsak yan yana olan olan normlar eşdeğerli, alt üst ilişkisine sahip normlar ise eşit olmamaktadır. Piramidin ucu kesik değil keskindir. Buradan da en üstteki ve tek olan norm için kalıcı bir en üstünlüğün söz konusu olduğunu söylemekten kaçınamayız. Yukarıdan aşağıya inildikçe sistem genelden özele; eş zamanlı olarak soyuttan somuta doğru yol almaktadır. Eğer bir norm, üst norma aykırı ise iptal ilga gibi müeyyidelerle karşı karşıya kalabilir.



Aynı seviyedeki normların eşit olduğunu söyledik. Fakat kanunlar için öze bir parantez açmalıyız. Yeni ve eski kanun karşılaştırması ile karşı karşıya kaldığımızda da başvuracağımız yöntemler vardır. Her iki kanun da genel veya özel nitelikte ise yeni kanun uygulanır ve yeni kanunun eski kanunu ilga ettiği varsayılır. Biri genel diğeri özelse ne yapmalıyız? Eski yasa genel yeni yasa özelse, yeni yasanın daha derine indiği düşünülerek yeni yasa kabul edilir. Fakat yeni yasada eski yasaya bir ithaf bir değinme söz konusu ile eski yasaya başvurulur. Eski yasa özel yenisi genelse, bizim için bakış açısı devreye girer. Bakış açısı yeni yasada değişmişse yeni yasaya, değişmemişse eski yasaya bakılır.


Pozitivist bir hukuk anlayışının uzantısı olan Normlar Hiyerarşisi içerisinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin yeri için kesinkes bir hükme varamayız. Farklı görüşlerle karşı karşıya kalıyoruz. Sebebi Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin standart biçimde düzenlenmemesidir. Baskın görüş kanunlardan sonra geldiğini kabul etse de eksik bir varımdır. Özellikle Olağanüstü dönemlerde çıkarılanlar ile olağan dönemde çıkarılanlar, düzenleyici nitelikte olanlar ile birel nitelikte olanlar başta olmak üzere tek Cumhurbaşkanlığı kararnamesi türünden bahsetmek olanaksızdır. Bu yüzden kararnamelerin maddi içeriğine bakarak genel kararname olarak değil, ayrı ayrı yerinin tespiti yapılmalıdır.


Değinmemiz gereken bir diğer konu ise Milletlerarası Antlaşmaların sistemdeki yeri. Kanunla eşdeğer kuvvete sahip olduğu piramitte görülmektedir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.


Bir alt basamağa indiğimizde bizi tüzükler karşılar. Bakanlar kurulunca çıkarılan tüzükler 2018 yılında başbakanlığın kaldırılması ile kendisi de kaldırıldı. Peki ya eski tüzüklere ne olacak? Onlar, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile kaldırılmadıkça yürürlükte olmaya, etkin olmaya devam ederler. Sadece yeni tüzük çıkarmanın önüne geçildi.


Yönetmelik, cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların, tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.

En az kuvvete sahip katmanda bizi genelge karşılar. Yasa, tüzük ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuyu aydınlatmak, bir duruma dikkat çekmek gibi amaçlarla oluşturulur.



510 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

İcra Hukuku Temel Bilgiler

İcra Hukuku: Borçların Tahsili ve Hukuki Süreçler İcra hukuku, alacaklıların haklarını koruma ve borçluların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlama amacıyla geliştirilmiş bir hukuk dalıdı

Comments


bottom of page